BEYLERBEYİ SARAYININ YANINDA

Bu haber 162 kez okundu.
Sosyal Medyada Paylaş

BEYLERBEYİ SARAYININ YANINDA

Futbolda her karşılaşmanın skoru önceden belli olsa, bu oyuna ilgi daha az olurdu. Bazı müsabakalar vardır ki iki taraf arasında gidip gelir, şansı yanında olan üç puanı alıp gider. İşte Pazar günkü Beylerbeyispor-Karasuspor maçı da bu kapsamdaydı.

Karşılaşma için bir gün önceden İstanbul’a yerleşen sarı kırmızılı ekip sezon başından beri bir türlü ideal on biriyle sahaya çıkamamasının handikabını bu 90 dakikada da yaşadı.Defansın önemli ismi Bahadır’ın hastalığı, Sinan’ın özel sorunlarla maç kadrosunda yer almaması, yeni transfer Tolga’nın geçen sezondan kalan bakiyeyi çekmesi gibi sorunlara bu maçta da Ünal’ın burnunun çatlaması ve Enes’in ayağındaki sakatlığın karşılaşma içinde sakatlığının nüksetmesi de eklendi.

Beylerbeyi bugün nüfus yapısı iyice bozulmuş İstanbul’un en nezih ve elit semtlerinden biri. Osmanlı’nın en görkemli yazlık saraylarından biri burada bulunuyor . 1865’te açılan bu sarayı görüp de büyülenmemek elde değil. İstanbul Boğazı kenarındaki Beylerbeyi tarihi ve turistik özellikleriyle öne çıkıyor.

Anadolu yakasının ne güzel yerlerinden birindeki 75.Yıl Stadı Boğaz’a yakın, muhteşem bir yerde olmasına karşın adeta çürümeye terk edilmiş durumda. İstanbul’un en köklü kulüplerinden biri olan Beylerbeyi,(kuruluşu BJK,FB,GS kadar eskidir)birkaç yönetici ve bir avuç taraftara kalmış. Yemek yedikleri, kaldıkları yerde deyim yerindeyse fare bağlasan durmaz. Sezon başı kampı olmamış. Oysa Karasuspor sezon başı Kartepe kampını yapmış, futbolcuları ise  rakiplerine oranla kat be kat maliyetli.Bu maça da üst düzey bir otelde kalıp gelmiş. Yani sahadaki mücadele dışında tüm avantajlar bizden yana. Her iki taraftan da 25’er kişinin , önceden bildirilen liste çerçevesinde izlediği karşılaşma açıkçası denk kuvvetlerin mücadelesi şeklindeydi.

İyi başlayan ve pozisyonlar bulan Karasuspor’u -top hiç sevmedi- desek abartmış olmayız.  Ben futbolda belli miktarda şansın etkili olduğuna her dönem inandım, bu yüzden de pek çok kişiyle futbol mantığı anlamında ayrıldım. Örneğin serseri tabir edilen düzensiz topların devamlı bir takımın önüne düşmesi, atılan kötü şutun defansa çarpıp gol olması, sakatlıklar vs.

Beylerbeyi oyun boyunca kanat oyuncusu Barış Şen’i kullandı. 20 yaşında ve düşük maliyetli bu oyuncu maçın tamamında hızı ve top tekniği ile etkili oldu. İşte Sakarya takımlarının 70-80 bin liraları sumo güreşçisi edalı veya artık modası geçmiş oyuncuları değil, çok daha küçük meblağlarla bu tip oyuncuları araştırıp bulması gerekli. Defansta sol bek Suat ve Erhan da kaliteli kumaşlarıyla dikkati çektiler.

Karasuspor’da forvette maç boyunca rakiple boğuşan, oyundan kaçmayan 37 yaşındaki İshak’ın mücadelesini örnek almayan, onun kadar maçı yaşamayan oyuncular var. Sıkıntı da bu! Yoksa kimi zaman iki iyi oyuncu ile kanadında mücadele eden Furkan, Emircan gibi oyunculara da denecek söz yok. 45 dakika biterken yaşanan iki sakatlıkla birlikte ikinci yarı defans kurgusu mecburi olarak tamamen değişti. Kariyeri hiç de fena olmayan Mustafa’nın hatası ile rakip takım öne geçti ki bu maç da zaten atanın kazanacağı tipte bir karşılaşmaydı. Ardından Karasuspor’un gol için yaptığı ataklar, yakaladığı pozisyonlar sonuçsuz kaldı ve sarı kırmızılı ekibimiz İstanbul deplasmanından puansız ayrıldı.

Maçın en ilginç noktalarından birinde Ünal’ın burnunun çatladığı ve ambülansa taşındığı pozisyonda Beylerbeyi antrenörünün hakeme bir pozisyon için bağırıp hakaret etmesiydi. Bir genç sporcu yatarken onun hiçbir şey umrunda değildi ve hakemi ne kadar etkilersem o kadar iyi modundaydı. İşte bu yüzden Türk antrenörlerde adam olamayanların sayısı fazla!

Karasuspor açısından neler yapılmalı? Biraz da ona değinelim.

  1. Çoğu takımda yaşlı oyuncular papaz diye adlandırılır ve sorun çıkarırlar. Karasuspor’da ise durum tam tersi. 37 yaşındaki İshak ve 35 yaşındaki kaleci Serdar takımın en çok çalışan, maçlarda da aşırı çabalayan oyuncuları. Gençlerin bir kısmındaki vurdumduymazlık sona ermeli. Kulakları mı çekilir başka bir tedbir mi alınır? Orası yönetime kalmış.
  2. Yönetim demişken takım yine Hasan Özkan ve bir iki insana kaldı. Oysa kongrede 25 kişilik umut vaat eden yönetim oluşmuştu. Bir an önce bu kişilerin de olduğu yönetim kurulu toplantısı yapılmalı ve bu ağır yük paylaştırılmalıdır.
  3. Saha içine dönersek İshak’a yakın bir forvet oynamalı. Tecrübeli oyuncu çoğu kez yalnız kalıyor, diğer forvet pozisyonundakiler ondan devamlı uzak kalıyorlar. Bu da hücumdaki üretkenliği azaltıyor. Çok çabuk doldur boşalta başlıyoruz ve işi rakip stoperlerin kafa vurup vuramamalarına bırakıyoruz. Özelikle skor olarak geri olduğumuzda biraz daha sabırlı olmalı ve topu koşturmalı,değişik hücum varyasyonları denemeliyiz.
  4. Orta sahada hala bir Mert üretemedik. Takımı seyreden herkesin dediği gibi dikine oynayan bir orta saha oyuncusu çıkarmak gerekli. Bu var olan kadrodan devşirilerek de yapılabilir.
  5. Beşinci hafta geride kalmışken yüksek maliyetli Özgür, Server vb. oyuncular ‘Daha bu takıma bir maç kazandıramadık.’ Diye akşamları düşünmeli ve önümüzdeki haftaya maksimum verimlilikle hazırlanmalıdırlar.
  6. Sonuç olarak durum karalar bağlayacak konumda değil. Bu takım Sakarya takımları içinde puan olarak lider durumda ve bir iki galibiyetle de zirve yarışına girebilir. Çünkü benim senelerdir izlediğim BAL içinde bu seneki 11. Grup en dengelisi. Yani açık ara çok üstün olan bir takım yok. Karasuspor açısından yapılması gereken makas açılmadan bir seri yakalamak. Bunun başlangıcı da bu haftaki Beylikdüzü karşılaşması olmalı.
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.