KARASUSPOR – HENDEKSPOR

cafer erdogan
Abone Ol
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KARASUSPOR – HENDEKSPOR

Futbolda yerel liglere verilen 1.5 yıllık ara etrafımızdaki herkeste epey bir özlem oluşturmuş. Ben de İstanbul’dan erken dönüp stada doğru yol aldım. Bu takımın 2004 yılından beri bazen yakın bazen kenarında yer alan ben dahi ciddi bir kontrolden sonra tribüne girdim. Kuşkusuz bu pandemi şartlarında pek çok kişi karşılaşmaya giremedi, tellerin ve duvarların arkasından maçı izlemek zorunda kaldı. İlk maça dair acemilikleri ve uygulamaları fazla kurcalamadan esas yazmak istediğim konuya gelmek istiyorum.

Karasuspor bundan birkaç ay önce lige katılamayacak durumdaydı. Bir önceki sezondan elde kalan kadro, teknik ekip, yönetim ve mali güç ortalarda yoktu. Tabandan gelene bir güç ve örgütlenme ile takım ayağa kaldırıldı. Sarı kırmızılı ekip her geçen antrenman ve hazırlık maçında saha olumlu bir yöne gitti, üzerine koydu. Son izlediğim hazırlık maçı BAL ekibi Hereke’yleydi ve takımı oldukça iyi bulmuştum.

Çarşamba günü Karasuspor’dan futbol anlamında beklediğimi buldum. Hatlar arasında belli bir bağlantı ve uyum gözüme çarptı. Maçın büyük bölümünde üçüncü bölgeye kadar başarılı geçişler sergiledi. Uzun boylu ve pivot tipinde bir hücum hattı oyuncusu olsaydı maçta zaman zaman gözüken geri çekilmeler de yaşanmazdı. Ama bu bütçe ve imkanlarla ortaya çıkan takım ve direnç beni fazlasıyla mutlu etti. Tribünde benimle oturan birkaç arkadaş içten içe birkaç farklı yenilgiye dahi razıyken  Karasuspor , kendisinden kat be kat yüksek maliyetli bir takım önünde uzatmalarda yediği iki golle sahadan puansız ayrıldı. Tabii ki skor anlamında üzgün olmakla birlikte -süreci bildiğim için- gelinen noktayı başarı olarak sayıyorum. Hatta takımla ilgilenen yöneticilere , çocuklara:

-Takımın sahaya çıkacak noktaya gelmesiyle ilk başarılı sonuç alındı. Rahat olun.’ dediğimi hatırlıyorum.

Ayrıca küme düşmenin kaldırılmasıyla 7 Sakarya takımından dördünün katılmadığı bir lige Karasuspor’un katılmaya karar vermesi de onurlu bir davranış oldu. Sakarya spor kamuoyunda şans tanınmayan bir ekibin ısrarla mücadelenin içinde yer alacağını açıklaması benim açımdan çokça değerli.

21 yaşındaki kaleci Kaan, 19 yaşındaki Ahmetcan ve 2001 doğumlu Aziz Can yanı sıra takım 23-26 yaş arası gençlerle dolu. Seyreden herkes takımı oldukça dirençli ve çalışkan bulduğunu biliyorum.

Maçı izlerken 3 takımlı mini grup hakkında Sakarya’nın basın mensupları ve spor adamlarına üç takımın durumunu sordum.  Bana :

  • En iddialısı ve en iyisi Hendek! demelerine şaşırdım.

Çünkü ben Hendekspor’u beğenmedim. Daha 15. dakika dolmamıştı ki doldur boşalta başladılar. Gollerin üçü de bu formattan geldi. Eğer Hendek antrenörü başka bir oyun planına sahiptiyse bir şekilde bunu bize açıklarsa cahil(!) aklımızı doldurmuş oluruz. Eğer en iyisi Hendekspor ise seneye bu şehrin profesyonel liglerde tek takımı yine Sakaryaspor olacak demektir.

Son sözüm maçın hakemine… İncelemelerim sonucunda mesleki kariyeri profesyonel liglerde tutunamamış, düşüş gösteren birisi. Bu maçta da mesleki zekasının olmadığını, niye hakemlikte yükselemediğini gösterdi. 9 dakikalık uzatma vermişsin. Uzatmalarda gol olmuş, 9 dakika bitmiş defans topu uzaklaştırmış. Tansiyon yüksek. Ah ileri zekalı(!) maçı orada bitirsene… Hakemlik adece oyunu değil oyuncuyu, tribünleri, yedek kulübeyi, psikolojik ortamı da idare etmektir. Sonra oluşan kargaşada son düdüğünü çaldığını kimse görmeden soyunma odasına gidiyorsun. İşte ben uzunca bir süredir hakemlerin zeka testinden geçmesini, zeka eğitimi almalarını yazıp duruyorum. Son dönemde beyni küçük büyük, orta geri , boşta kalan kişiler hakem oluyor ve ortaya bu tablo çıkıyor. Sosyal durumu, psikolojiyi bilmeyen, zeki olmayan birinden, ağzındaki nesneyi üfürmekle hakem olunmaz.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Sportif54.com - Sakaryaspor ve Sakarya Amatör Futbol Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!