TÜRKİYE’NİN EN KÖTÜ YÖNETİLEN KULÜBÜ!!!!

Bu haber 1.013 kez okundu.
Sosyal Medyada Paylaş

TÜRKİYE’NİN EN KÖTÜ YÖNETİLEN KULÜBÜ!!!!

Hemen ‘Sakaryaspor mu?’ demeyin içinizden. Yeşil siyahlı takımın da çok iyi yönetilmediğini yazdık ve hala aynı görüşteyiz ama bu yazının konusu farklı.

Sempati duyduğunuz takımı bir anlık unutun ve sadece bir yıl içinde altyapıda kazanılan şu başarıları sırasıyla okuyun:

*U-17 Türkiye Şampiyonu
*U-13 Türkiye İkincisi
*U-16 Türkiye Şampiyonu
*U-14 Türkiye Şampiyonu
*Dünya Liselerarası Şampiyonu (Yani U-19 takımı)
*Pilot takım Türkiye 2.lig play-off şampiyonu (Süper ligin bir altına PTT 1.lige yükseldi.)

Muhteşem bir tablo değil mi!
Sadece ülkemizde değil dünyadaki diğer takımlar için de gıpta edilecek bir tablo.
Hakikaten bu tükenmez futbol kaynağı ve yeteneği içinde insanın içi gidiyor.
Tahmin edeceğiniz gibi bu başarıların sahibi olan takım:Trabzonspor!
Gelin görün ki bu hazinenin sahibi olan takım geçen sene 26 transfer yaptı ve ligde beşinci oldu. Kulüp 400 milyon liralık yani bir Anadolu kentinin kesinlikle kaldıramayacağı bir borç batağı içinde.
Son iki senede 50 (yazıyla elli) futbolcu gidip geldi.
1,5 yılda 4 teknik adam değişti.
Bırakalım geçen yılı bu yıl sadece Mbia transferinin toplam maliyeti 35 milyon lira!
Ve yukarıda saydığım altı takımın görkemli başarısının maliyeti Mbia transferinin onda biri bile değil!!!
Konu bir paragraflığına dağılacak ama adı geçtiği için Mbia hakkındaki fikirlerimi de yazayım.
İspanya liginin tüm maçları bizde yayınlandığı için artık kimse kimseyi kandıramıyor. Sevilla’da izlediğim bu oyuncu maç çevirebilecek bir futbolcu değil. Zaten bizden sonra Arap liglerine gidecek bir yaşa ulaşmış durumda. Futbolculuğu Sevilla’da yapmaya çalıştı. Zengin olma hayalini de sade bir Anadolu kentinde gerçekleştirecek. Zaten hedefleri olan bir takım hüviyetindeki Sevilla kendisiyle sözleşme yenilemedi. Buna rağmen 2.25 milyon Euro imza parası, 2.6 milyon Euro yıllık ücret vs. Arada kimin ne paralar yediğini ispatlamak mümkün değil, çünkü bizde herşey kitabına, muhasebe kayıtlarına o kadar güzel uyduruluyor ki bir noktadan sonra sen işi Allah’a havale ediyorsun. Ayrıca gelecek vadeden ve önemli bir paraya alınan Aytaç Kara ile başarılı bir sezon geçiren Medjani’nin bölgesine 35 milyon liralık üçüncü transfer niçin yapılır?
Sırf Fenerbahçe düşmanlığı ile seçime girip akıllarıyla değil duygularıyla hareket eden delege çoğunluğuyla seçimi kazanan Hacıosmanoğlu’nun yönetimi boşalmış durumda. En önemli yöneticisi Sebahattin Çakıroğlu bile ona amansız eleştiriyor yapıyor. Cebinde bir kuruş olmayan elde kalan yöneticilerle sırf prosedüre sığınarak koltuğu bırakmak istemiyor.
Mert, delikanlı başkan görüntüsü veren Hacıosmanoğlu’na şunları sormak lazım:
Benim büyük kardeşim tıpkı rahmetli babam gibi uzun yıllarını Hollanda’da (35 yıl) geçirdi ve hala orada. Sayısını bir türlü netleştiremediğim akrabalarım da orada. Yani hem onlardan hem de orada bulunan bağımsız gazetecilerden takımın Hollanda kampı ile ilgili birkaç not aktarayım:
Avrupa’nın kavurucu sıcaklarla boğuştuğu şu günlerde takım , klimasız bir otelde kalıyor! Ayrıca antrenman sahası ile otel arasındaki 500 metreyi futbolcular terli terli yürümek zorunda!
Antrenmanlarda takım kışlık şortları giyiyor! (Foroğraflara siz de bakın internetten)
Bu yüzden futbolcuların bir kısmında cilt tahrişi bile oluşmuş durumda.
Milyonlarca Euro transfere saçıldı ama takımın doktoru yok!
Evet, Trabzonspor kampında doktor yok!
Sakatlanan oyuncular omuzlarına giren kişilerce otomobile taşınıyor!
Hatta takımın yeni sezon formalarının yetişmediği aynı renkteki Ofspor’dan ödünç forma istendiği konuşuluyor!
Alın size delikanlı yönetim!
Bunların üstüne bir de sportif direktör adı altında bana kulübün sonunu hazırlayabilecek bir tarzda olan Süleyman Hurma getirildi.
Bu havalı, dünyaları ben yarattım havasındaki adamın geçmişindeki kulüplerin hazin sonlarını söyleyeyim mi!
Hurma’dan sonra Erzurumspor iflah olmadı, Samsunspor borç batağına sürüklendi. Tarihinin en yüksek bonservis gelirlerini elde eden Kayserispor 80 milyon lira gibi ikinci lig için korkunç bir borcun altına girdi ki yaz aylarında yönetim oluşturmakta zorlandı.
Aynı korkunç son Trabzonspor’u da bekliyor çünkü 1-2 aylık icraatlara bakınca kafa yapısının aynı olduğunu görmek mümkün.
Zaten Türkiye gibi ülkelerde ben sportif direktörlük kavramına oldum olası karşı çıktım. Yöneticilerin bu kadar ön planda olduğu, ‘para bendeyse herşeyi ben bilirim.’ Kuralının geçerli olduğu,futbol şube sorumlusu gibi bir makamın olduğu Türkiye’de sportif direktörlük masraftan başka, teknik direktörü huzursuz etmekten başka bir şey değil. Bu makam Dortmund, Valencia gibi başarılarını ve kadrosunu bildiğimiz ama başkanını hiç tanımadığımız kurumsal takımlarda faydalı olabilir.
Yazımın başına dönerek konuyu tamamlayayım. Lütfen başta yazdığım başarıları bir kez daha okuyun. Ve bu pırıl pırıl başarılar,gencecik yetenekler inanın ki bu yönetim yapısı içinde heba olup gidecekler. Sırf sözlşemesi 1,5 yılda fesh edilen hocalara ödenen tazminatın üçte biri bu çocuklara daha geniş imkanlar tanımak için harcansa ortaya korkunç bir kadro çıkacaktır, inanın buna. Hami Mandıralı,1461’deki Caner, Mustafa, Gökhan , Yusuf, Abdülkadir gibi oyuncularla ligi dördüncü tamamladı. Bu gençlerde ısrar etti ama sonunda kovulan taraf oldu. 
Şimdi söyleyin: Türkiye’nin en kötü yönetilen takımı hangisi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alttaki soruyu cevaplayınız. (spam engelleyici) * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.