FENERBAHÇE-TRABZONSPOR DÜŞMAN MI?

Bu haber 754 kez okundu.
Sosyal Medyada Paylaş

Aslında bugünkü duruma gelinmesinde –insan hayatında önemi hiç de küçümsenmemesi gereken bir olgu olan- şans faktörünün de önemli bir payı var.
Çünkü Trabzonspor ligi 14 kez ilk iki sırada bitirdi. (Altısında şampiyon oldu.) Bu 14 sezonun 10 tanesinde tek bir takım vardı karşısında: Fenerbahçe.
Başka bir deyişle Trabzonspor’un Beşiktaş ve Galatasaray’la adam akıllı , puan puana bir şampiyonluk çekişmesi yok!
Bordo mavili takımın son üç ikinciliğinde kamuoyu ligin en iyi takımı olduğuna kanaat getirmiş ve büyük destek de almıştı. Ama hepsinde de Fenerbahçe ipi göğüsleyen taraf oldu.
Artık kendilerini zengine karşı fakir, sömürene karşı sömürülen, medya gücüne karşı da sahipsiz hissetmeye başladılar. Zaten yetmişli yıllardan beri biriken kin ‘Ne yaparsak yapalım, bunlarla baş edemeyiz.’ Cümlesindeki umutsuzluğa, akabinde gelen hırçınlığa dönüştü.
Bu satırların yazarı iki kredi kartı da kulüp logosu taşıyan, bir akaryakıt kartını da kulübe destek amaçlı alan, düzenli olarak aylık dergiyi takip eden, iki yıl sonra da oy hakkı olacak bir bordo mavi taraftarıdır. Yani bu konuda – diğer kendini taraftar sayanlara bakarak- mütevazi sayılmayacak bir konumda görmektedir kendini.
Yukarıdaki paragrafın ışığında şunu söylemeliyim ki nefretin doruk yaptığı ve kalıcı bir noktaya ulaştığı 2011 yılında şike konusuna hep farklı baktım. Fenerbahçe’nin türlü girişimler yapabileceğini hiç göz ardı etmedim. Hatta iddianamede adı geçen ,ailesini tanıdığım, Karasulu Bülent Uygun’u da hiç sevemedim.
Ama ben Trabzonspor’un şampiyonluğu kaçırdığı Eskişehirspor maçında başhekim Şemsettin Bayrak ile beraber stattaydım. Jaja’nın frikiği direkten dönmese, Mustafa Yumlu’nun kafa golünde hakem Bülent Yıldırım, bir an kararsız kaldıktan sonra faul düdüğü çalmasa ne şike konuşulacaktı ne de Eskişehirspor’un iddiasız geldiği maçta aldığı bir puandan sonraki aşırı sevincini… (Kırmızı Siyahlıların o dönemki teknik adamı hakkındaki duygularımı yukarıda yazmıştım!)
Sonrasında Trabzonspor süreci çok kötü yönetti. Oysa kamuoyu tamamen bordo mavililerin yanındaydı. Hatta damadı, torunu Trabzonsporlu olan başbakan sayın Erdoğan ertesi gün mavi gömlek ve bordo kravat takmış, gazetecilerin : Sayın başbakan, bu renkler şampiyonluğu kaybeden Trabzonspor için mi?’ şeklindeki soruya gülümseyerek:’Siz nasıl yorumluyorsanız öyledir.’ Diyerek bir şekilde onay veriyordu.
Aynı şekilde takım tarihinde ilk kez şampiyonlar ligine alınıyor, rakip kupalardan men ediliyor, başkanı ve yöneticileri de cezaevine giriyordu.
Bu yeterdi bence,Trabzonspor bu seviyede kalsaydı yani herkesin manevi olarak şampiyonluk payesini verdiği konumda gururla durup sempatiyi korusaydı bugünkünden daha iyi durumda olurdu.
Ama işi bir kupaya indirgeyip giderek zemin kaybetti hatta işi daha da çıkmaza getirerek kurumsal yönetimden bi-haber, yanında yönetici arkadaşı kalmayan şimdiki başkanı seçerek, sıkıcı, sonuçsuz hukuk, mahkeme hamleleriyle iyice dalga geçilir konuma geldi. Kulüpler sadece kupa ile büyük olmaz, Liverpool’u , 60 bin kişiye oynayan küme düşmekte olan Hamburg’u kupasızlık hiç de küçük yapmamıştır.
Bu süreçte Fenerbahçe de rakibi için hiç empati kurmadı. 6-7 yılda bir kafasını ancak kaldırabilen, aynı puanda olduğu rakibine sadece bir gol averajla kaybeden bir Anadolu takımına karşı empati kurup büyüklüğüne daha fazla artılar katabilirdi. Düşünsenize Trabzonspor’un o günkü psikolojisini: 9 puan önde bitirdiğiniz rakibiniz iki alt ligdeki Yeni Malatyaspor’a yeniliyor sonrasında ise lig tarihinde rastlanmamış bir şekilde 17 maçın tamamını kazanıyor ve sizi geçiyor.(Bu galibiyet serisi o günden bu yana hiç tekrarlanmadı!) 82 puanla şampiyon olamıyorsunuz ve tüm bunlar size denk geliyor.(Bu sezon 30’a yakın transfer yapan Trabzonspor’un ligin sonuna yaklaşıldığı şu günlerde 40’lı puanlarda olduğunu hatırlatırsam 82’nin değeri daha iyi anlaşılmış olur.)
Hakikaten bir dünya kulübü olabilecek potansiyeli taşıyan Fenerbahçe , tüm bu düşmanlıktan haz duydu. Hatta Emre ve Volkan gibi futbolculukları çok iyi, geri kalanı sıfır olan bireylerini de frenlemedi. Şimdi şu soruyu sormak lazım: Sarı lacivertlilerin ulaşmak istediği elit kulüplerden biri olan Bayern Münih , Almanya’da ve Avrupa’da ahlaken bu Volkan ve Emre tipindeki adamlarla mı yol alır? Cevap belli değil mi?
Benim Fenerbahçe’yi çok sevdiğim alanlar vardır. Birini söyleyip geçeyim: Topuk Yaylası’nı gördüğümde açıkçası kıskançlık krizleri geçirmiştim. Fenerbahçe , stadından tam üç il uzaktaki bir yerde muhteşem bir doğa harikası oluştururken, belki de 100’den fazla doğal yaylası olan Trabzonspor kendi mekanında böyle bir girişimde neden bulunmaz diye… Aynı şekilde dünya şampiyonu olan Erdoğdu Lisesi’nin gençlerini heba edip etmeyeceğini düşünmenin moralsizliği içindeyken…
Bir şeyi daha ekleyeyim bu sevgi çemberine: Beşiktaş ve Galatasaray’ın karşı çıktığı durumda Fenerbahçe, Trabzonspor’u savunmuş ve şu andaki en büyük gelir kalemi naklen yayın konusunda büyük takım statüsünde para almasını sağlamıştı.
Ortadoğuda ülkeler düşmanlarıyla varlıklarını sürdürürler. Bizde de takımlar, futbolcular, medya, takım yöneticileri , taraftarlar bu düşmanlıktan için için öyle mutlular ki!
Düşmanlık biterse futbol da biter. Şu anki ortam budur.
Gazeteler en ufak bir olayda şiddet çığlıkları atar. Geçenlerde teknik bir konu olan yaın ihalesinde anlaşmazlık konusunda bile bir spor gazetesinin manşeti: Savaş başlıyor! İdi.
Yöneticiler, birbirlerine atışma olmadığında mutsuz olurlar. Çünkü en ufak olumsuz bir olayda , televizyonlarda bir bakandan daha çok yer alacaklarını bilirler.
Futbolcular büyük takımların güçlerini onursuzca sömürürler. Aynı hareketleri bir Anadolu takımında yaptıklarında sezonda 8-9 kırmızı kartla oynayıp kadro dışı kalacaklarını bildiklerinden taraftar yağdanlığı için sahada her kötü ahlaksızlığı yaparlar. Taraftarlar haftalık stres atma periyodu için stada gelmişlerdir. Belki de edilen küfürler bu ülkede yıllar yılı cinayet nedeni olmuştur ama sürü psikolojisi içinde artık bedensel ve ruhsal olarak insan ve bitki arasında bir varlık gibi olanlar vardır tribünlerde.
Konuyu çözüme bağlayacağım ama uzun yazılar okuyanı sıkar bu ülkede. Devamı çok yakında…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alttaki soruyu cevaplayınız. (spam engelleyici) * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.