Çocukluğumuzda Muhammed Ali’nin maçlarını izlerdik.

Bu haber 395 kez okundu.
Sosyal Medyada Paylaş

Çocukluğumuzda Muhammed Ali’nin maçlarını izlerdik.

Görünüşte oldukça vahşi olan boks sporunu bana sevdiren de Ali olmuştur. Geçenlerde FOX TV’den Vladimir Klitschko-Haşim Rahman maçını izleyince, ister istemez lise yıllarına gittim.

Benimle o yıllara gitmek ister misiniz?

Muhammed Ali, 1960 Roma Olimpiyatları’nda 81 kiloda şampiyon olmuş ve madalyasını Amerika’ya dönerken okyanusa atmıştı. Henüz Müslüman olmayan efsane boksörün adı Cassius Clay’dı. 1.94 boyunda sırım gibi delikanlı,

Amerika’daki siyah beyaz ayrımını protesto etmek için madalyasını reddetmiş, bu yönüyle de dikkatleri üzerinde toplamıştı.

Sonraları ağır sıklete çıkan Clay, bütün rakiplerini bir bir devirip 12 yıldır yenilmeyen Liston’un karşısına çıktı. Kimse ona şans tanımıyordu. Ancak maçın 8. raundunda Liston yerde Ali ise, sanki maça yeni başlamış gibi Liston’un etrafında şahin gibi dolanıyordu.

Genç yaşta dünya şampiyonu olan Ali, 1964’teki bu olaydan sonra Malcom-X’ten etkilenerek Müslümanlığı seçti ve Muhammed Ali oldu.

Daha sonra Ali’nin yapmış olduğu maçları sürekli izledim. Müslüman olunca, Ali’yi seven de çoğalmıştı, nefret eden de. Amerikalı boks otoriteleri bu boksörü alt edecek yeni boksörler arıyordu ama ne çare…

Fraizer’i, Ken Norton’u, Spinks’i… Kim çıkarsa boyunun ölçüsünü alıyordu. Derken Amerika’nın Vietnam savaşı çıkageldi. Ringlerde yenilmeyen askerlik çağındaki Ali’ye Vietnam yolu görünmüştü. O ise “Benim Vietnam halkı ile ne işim olabilir?” diyerek oraya gitmeyi reddetti.

Dünya şampiyonluğu unvanı elinden alındı. 4 yıl hapis yattı. 1972’de hapisten çıktığında Dünya Boks Şampiyonluğu el değiştirmiş, George Foreman adında, ortalığı kasıp kavuran bir boksör çıkmıştı. 1.96 metre boyunda, 120 kilo ağırlığında bir dev…

Muhammed Ali hapisten çıkar çıkmaz başladı çalışmalara. Foreman’ın karşısına çıkana kadar önüne gelen tüm boksörleri bir bir aradan çıkardı. Sıra şampiyon Foreman’daydı, ancak boks otoriteleri Ali’ye fazla şans vermiyordu. Maça  3-4 ay kala Muhammed Ali Afrika’nın zor şartlarında idmana başladı. İdmanda birkaç kez bayılarak öncelikle kendini mağlup etmeyi başardı.

Tarihler Ağustos 1974’ü gösterdiğinde Filipinler’in başkenti Manila’da Muhammed  Ali-George Foreman maçı gelip çatmıştı. Ali, 105 kilo ve 1.94 metre, Foreman ise 120 kilo ve 1.96 metre idi.

İşte bu tarihi karşılaşma için de lise yıllarında sabaha karşı yataktan kalkıp, ilçenin yolunu tutmuştuk. Çünkü köyümüzde henüz televizyon bile yoktu. Zaten Ali’nin tüm maçlarında böyle yapardık. Ortaklaşa köyün minibüsünü tutar, Akyazı kazasına giderdik. Sabah 04’te bu çileyi çekmek için boksu sevmek gerek.

İşte bu maçta Ali, yine tıpkı 1964’te Liston’u yıktığı gibi, yine 8. rauntta Foreman’ı çam yarması gibi devirdi. Yine nakavt…

Foreman bu yenilgiden sonra boksa 10 yıl ara verirken, Ali yine yıllarca boksa devam etti. Ona bütün zamanların en iyi boksörü derler. Gerçekten 3 kez dünya şampiyonluğunu kaybedip 3 kez tekrar o tahta oturan ilk boksördü.

Yalnızca amansız yumruklarıyla değil, ringdeki şovlarıyla, rakipleriyle adeta dalga geçmesiyle de gönüllere taht kurmuştu.“Kelebek gibi uçarım, asi gibi sokarım” sözü Ali’nin rakiplerinin kulaklarına da küpe olmuştu. Daha sonraları Parkinson hastalığına yakalanan Ali, bu durumunu bilerek maça daha çıktı ve yenildikten sonra da boksa veda etti.

Muhammed Ali’ye, Dünya Olimpiyat Komitesi, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda büyük bir jest yaptı ve okyanusa attığı madalyanın yenisini takdim etti. Ne anlamlı değil mi? İşte sporun güzel yüzü burada… Hiçbir emek karşılıksız kalmıyor, mutlaka günün birinde karşılığını buluyor…

Ali’den sonra çok şampiyonlar geldi, geçti… Evander Holifield’ler, Mike Tyson’lar, Renox Lewis’ler… Her biri de mazinin tozlu raflarında yerini alırken, Muhammed Ali hayranlığı hala dipdiri duruyor…

Amerika’daki kulelere saldırı yapıldığı zaman bir gazeteci Aliye şu soruyu sorar:“Mensubu bulunduğunuz dinden biri binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Ne düşünüyorsunuz?”

Muhammed Ali, bu soruya şu soruyla karşılık verdi:“Sizler, insanları gaz sobalarında katleden, milyonlarca insanı ortadan kaldıran Hitler ve Mussolini ile dindaş olduğunuz için neler hissediyorsunuz?”

İşte Muhammed Ali onun için unutulmaz… Onun için Ali gerçek bir efsane…

Yalnızca ringde yumruk salyan bir boksör değil o, kendisine yüklenen tarihi misyonun sorumluluğunu da bilen bir kişilikti…

Yaklaşık 15 gün önce Ukraynalı Viladimir Klitschko’nun teknik nakavtla galip geldiği maçı izlerken, yıllar öncesine gittim… Doğrusu iyi de oldu… Sizler de benimle anılar dünyasına küçük bir yolculuk yapmış oldunuz.

Şimdiki dünya şampiyonu Klitschko gerçekten iyi bir boksör. 1.98 boyunda ve 110 kilo ağırlığında bir dev… 3 yıldır bu tahtta ve yenilmiyor… Klitschko ile ancak 25-30 yaşlarındaki bir Muhammed Ali baş edebilir… Gerisi hikaye…

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alttaki soruyu cevaplayınız. (spam engelleyici) * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.