BİR SEZONUN ARDINDAN

Bu haber 683 kez okundu.
Sosyal Medyada Paylaş

Önce bizde kökleşmeyen bir davranışla başlayıp kazananı tebrik etmek gerekli. Emeğe saygı duymak , rakibinin başarısını hazmetmek gerekli. Ama bizde – yaşı ne olursa olsun- futbolun taraftarı, yöneticisi, basını şu görüştedir yıllardır: Biz şampiyon olamadıysak kesinlikle üstümüze oyun oynanmıştır. Her sezonun hak edeni aslında tutttuğumuz takımdır ama rakip şampiyon olduysa haksızlık yapılmıştır.

İşte Türkiye’deki  anlayış! Bunu Galatasaray şampiyon olduğu için yazmıyorum. Sarı kırmızılılar kaybetselerdi onlar da bahane bulacaktı. Bizim genetiğimizde bahane bulma, komplo teorileri hep vardır.

Nasıl bir ligdi?

Her zaman dediğim gibi biz aslında futbolu seven bir millet değiliz. Amaç bastırılmış hayatımızda yaşayamadığımız meydan okumayı, özgüveni , hazzı sürü psikolojisi yoluyla yaşamaktır. Bizim şampiyonluk kutlamalarımız bile hep rakiplere gönderme yapmak üzerine kuruludur.

Hani Fenerbahçe ,Galatasaray 25 milyon taraftardan bahsediyor ya!(Nedense üç büyüklerin lafta kalan taraftar sayısı 70 milyon ama toplam üye sayısı 400 bin bile değil! Bu nasıl hesap, Einstein bile çözemez gerçekten!) Bu üç takımı ayrı liglere koysalar inanın 5-6 bin seyirciye oynarlar. Neden mi? Bizde futbol rakipten hınç alma , düşmanı yenme üzerine kuruludur da o yüzden…

Son haftaya bakın…

Toplam seyirci sayısı 9 maçta 20 bin kişi bile değil. Tarihlerinin en iyi lig derecesini yapan iki takımın (Mersin İY-Başakşehir) maçında toplam 180 seyirci var! Beşiktaş maçında bin, Sivas’ta üç bin vs.

Oysa Almanya’da  16.olup play-out oynayan Hamburg aynı hafta 60.079 kişiye oynadı!

Bizim futbol sevgimiz bu kadar işte! Bir milyon üye peşinde olan kulübümüzün başkanı bile 70 binlik stada ihtiyaçlarının olmadığını var olan stadı bile dolduramadıklarını söylüyor.

Seyirci ölçü müdür?

Evet para ve seyirci en önemli ölçüdür.

Paraya gelirsek…

Beşiktaş’ta 2.5 milyon avroya oynayan Almeida bu sezon Kuban Krasnodar’dan kaç lira aldı biliyor musunuz?

200 yüz bin avro!

Aradan geçen süre 1 yıl !

Bunun yüzlerce örneği var. Zaten önümüzdeki yaz aylarında bize gelen yabancı oyuncuların bizden aldıklarıyla diğer takımlarda aldıklarının karşılaştırmasını yazmayı düşünüyorum.

Futbolumuzdan bir örnek daha:

Manisaspor PTT . ligden düştü ve neredeyse tüm gelir kaynakları bitti. Çünkü 2008’de sponsorluğu bırakan Vestel bu sezon da 13 milyon liralık alacağını hibe ederek forma reklamından da çekildi. Makakula’dan dolayı Benfica  kulübü, Manisapor’a açtığı davayı kazandı ve Ege ekibinin 10 milyon lira ödeme yapması gerek şimdi. Şimdi bundan sonra izleyin siz erozyonu…

Böylesine bir futbol ortamındayız işte!

Galatasaray haklı sevincini yarıda kesmeli ve tarihe iz bırakmayacak bu sezonu kupasını müzeye oturttuktan sonra işe koyulmalı. Çünkü 2014-15 sezonu iz bırakan bir kadro ve ders alınacak bir anlayış üretmedi. Bu kadro Türk futbol tarihinin en iyi kadrolarından değil, üç başkan ve iki teknik adam değiştirmek de ileride örnek alınacak, başarısı agaranti bir anlayış değil. Hele şampiyonlar liginde ses getirmek için hiç değil…

Sarı kırmızılılar tıpkı bu sezonki Dnipro gibi , geçen yılların Avrupa şampiyonu Yunanistan gibi iz bırakmayan bir taktik anlayış, saha dizilişi ile şampiyon oldu. Özel sohbetlerinde belirttiği gibi Hamza hoca, Sneider dışında düğüm çözücü birini yeşil sahaya atamadı. Hasılı bu sezonun şampiyonu bir sistem ürünü değildi o yüzden bu sezon da iz bırakan değil çok çabuk unutulacak bir zaman dilimi olacaktır. Zaten taraftarlarında bile şiddetli bir tatminasyon görülmedi. Kabul edelim ki şampiyonlar ligi standartlarının çok altında top oynuyor. İki kupa almasına karşın özellikle Sabri-Telles gibi beklerle Avrupa’da iş yapması çok zor.

Bunları niye yazdım? Galatasaray şampiyon olduğu için hata mı etti?

Cevap şu: Geçen sene bu zamanlar şampiyonlar ligini, kral kupasını,süper kupayı, kıtalar arası kupayı kazanan bir takımın teknik adamını düşünün. Heykeli dikilecek bir başarı değil mi! Oysa bir yıl geçmeden bu başarıları sağlayan kişi iki hafta önce kovuldu!

Real Madrid ve Carlo Ancelotti’den bahsediyorum.

Çok klişe bir söz ama futbolda hakikaten dün yoktur ve çok nankördür.

Galatasaray için bu sözleri yazmamın nedenini sanırım şimdi anlamışsınızdır.

Bana göre sezonun Türkiye’deki takımı Bursaspor, Avrupa’daki ise Atletico Madrid idi.

Bursaspor türlü baskılardan kopmuş bir teknik adamın gerçek futbol benliğini ortaya koyduğu bir anlayışla ‘oyun’ sözcüğünün karşılığını verdi aban göre ve sezonun parlayan ‘Güneş’iydi.

Atletico Madrid seçimim size garip gelebilir ama ben olaya eldeki imkanlar ve gidilen yol anlamında baktım. Atletico’ya bakıp bir sistem varlığını rahatlıkla anlayabilirsiniz ve bundan keyif alırsınız yenildiği zamanda, gol atamadığı maçlarda bile…

Kırmızı beyazlı takım her sene en iyi oyuncusunu sattı ama eldekilerden yeni bir en iyi meydana getirdi. Bugün ilk on birinde flaş bir oyuncu yok. Görkemli bir harcaması da… Hatta çoğu mevkisi sıradan oyuncularla dolu. Ama Simeone sistemi öyle oturttu ki bana göre kendisi dünyanın en iyi antrenörleri arasına çoktan girdi bile.

Ligimize dönersek;

Her maçını deplasmanda oynayan Beşiktaş’a başarısız dememek gerekli. Aynı durumda Trabzonspor olsaydı bu deplasman karnesi ile lig sonuncusu olarak küme düşmüştü! Fenerbahçe ise ‘şapkamı koysam seçim alırım’ anlayışındaki bir şark siyasetçisi anlayışında olan başkanının, aydınlatılamayan kurşunlanma olayının kurbanı oldu kanımca.

Sezonun en berbat takımı Trabzonspor’dur. Fabrikası dahi olmayan bir doğu kentinin harcadığı para 110 milyon avro(hakkını yemeyelim, bu dalda şampiyon oldu!)elde edilen derece avreajla beşincilik. Geçen senenin 1461 Trabzon ağırlıklı takımından sadece 6 puan daha fazla topladılar. U-16, U-17 Türkiye şampiyonluğu, Erdoğdu Lisesi yani bir bakıma U-19 takımının dünya şampiyonluğu, 1461 Trabzon’un PTT 1.lige çıkması gibi inanılmaz bir altyapı kaynağı ve başarısı olan bir takımın düzinelerce transfer peşinde koşması aptallık değil de nedir? Günümüz futbolunda tabii ki transfer olmalı ama bordo mavililerin yaptığı transferler kente uyum sağlayıp aynı nefesi teneffüs eden türden olmalı. Efsane kadroda İskender Günen de transferdi ama kendini şehir aidiyetine alıştırdı ve efsane oldu. Şimdi de İzmirli Onur Kıvrak bu damarı yakaladı ama Erkan Zengin, Sefa,Konsant vb. bu takımda sadece kontrat için duruyorlar havasından kurtulamadıkları için başarısızlar.

Sponsorların bir bir çekilmesi…

modern statlara karşın  seyirci sayısının azalması ,

yayın gelirlerinin en büyük gelir kalemi olmaya devam etmesi ,

pasolig uygulamasıyla herkesin kayıt altına alınmasına rağmen şiddetin, küfrün, çirkefliğin devam etmesi,

Arap ülkelerinden önceki son para durağı olma geleneğinin hiç değişmemesi,

futbolcuya Avrupa ‘nın en düşük vergi diliminin hala uygulanması,

yine Avrupa ortalamalarının 7-8 katı transfer bedellerinin dağıtılması ….

İşte bu sezonun ve futbolumuzun temel sorunları…

Seneye sizce hangisi değişecek!

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alttaki soruyu cevaplayınız. (spam engelleyici) * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.